Dewforum.İNFO  


Reklam & Banner

KONTÜR KazananlaR

Dewforum Herkese 100 Kontür Dağıtıyor.

YARDIM

Dosya veForum kulanımı hakkında buradan bilgi alabilirsiniz

Radio Dinlemek için TIKLAYIN

Moderatörlerin, ve Moderatörlük başvurusu yapanların Forum Kullanımı / Duyurular dan Yazabilirler

Yukarıdaki Reklamlara Tıklayın Bedava Hizmet Devam etsin...! Dosya ve Güzel konuları Aşagıda bulabilrsiniz.

Karışık konular ProgramlaR

Msn- Icq - Yahoo - GMaiL

Bilgi Bankası

Nokia Programlar

Modifiyeli Arabalar

Felsefe / Psikoloji / Sosyoloji

Kipchaklar

Biyografi

Köşe yazıları

Kipchaklar

 

Video Edit Magic 4.47

Portable KMPlayer 2.9.3.1431

Cep İçin Videolar

Nokia Program

Dizi

F-PROT Antivirus 6

Mks_Vir 2007 (2K7) - FUL Kaspersky Anti-Virus 2009 8.0.0.357

Rising Antivirus 2008

TuEagles Anti-Porn V8.1.9.15

Ad-Aware Full Paket

Avast 4.8 Pro Tr Full +2700 Günlük Serial

Norton 360 V.2 | TürkÇe | 11 Yil Lisans

Ad-Aware Pro v7.1.0.11 + Original License

Norton Internet Security 2009

||||| 2009 FuLL Anti-Virüs ProgramLarı Arşivi |||||

Kaspersky İnternet Securİty 2009 Full

Avira Premium Security Suite 2008 / FULL

Avast 4.8 Pro Tr Full

Norton Internet Security 2009

Avira Premium Security Suite 2008 / FULL

Yabancı video Clipler

Bilgi Bankası

Felsefe / Psikoloji / Sosyoloji

Cep için video kilpler


Go Back   Dewforum.İNFO > Kültür - Sanat - Tarih - Biyografi > Biyografi

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


Biyografi Önemli kişilerin biyografilerini burada yayınlayabilirsiniz

 
 
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 02-16-2008, 01:23 PM   #1 (permalink)
M-Net Desiqner Team

s*e*m*a - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

s*e*m*a Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Jun 2007
Nerden: Hiç bi Yerde
Mesajlar: 1.949
Rep Gücü: 1004 Rep Puanı: 1004 Rep Derecesi: s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--s*e*m*a маhмυt4ξνξг --ThE besT oF DewForuM--
Standart İmam-ı Mâlik Bin Enes Hazretleri




İmam-ı Mâlik Bin Enes Hazretleri İmam-ı Mâlik Bin Enes Hazretleri

Büyük dedelerinden biri, Medine-i münevvereye göçüp yerleşmişti. Babası Enes, dedesi Malik ve amcası Süheyl hazretlerini hepsi; hadis-i şerif rivâyetinde bulunan, bir ilim ve edeb meclisi içindeydiler. Küçük Mâlik böyle, İslâmi ve ilmi bir muhitte yetişti. Önce, Kur'ân-ı Kerim'i ezberledi! Sonra annesine, ilim tahsil etmek istediğini söyledi. Anneciği çok sevindi ve ona, en güzel elbiselerini giydirip, sarığını güzelce sardı. Sonra da: ''Haydi yavrum! Şimdi git ve oku, yaz. Önce meşhûr âlim, Râbia bin Abdurrahman hazretlerine git. Ondan, edep ve ilim öğren!'' buyurdu. Öyle yaptı ve Hazreti Râbia'dan, rey'e dayalı fıkıh ilmini ve edeb öğrendi. Daha sonra, Abdurrahman bin Hürmüz hazretlerine devam etti. Bu husûsta, bizzat kendisi demiştir ki: ''Hocam ibn-i Hürmüz'ün derslerine, 13 sene devam ettim. Yanından hiç ayrılmazdım. Ondan öyle ilimler öğrendim ki; bunların bir kısmını kimseye söylemiyorum! Ehl-i Bid'atı red bakımından ve insanların ihtilaf ettikleri şeyler husûsunda, hepsinin en bilgilisiydi!''

İmâm Mâlik ilimi tahsili uğruna, çok fedâkarlıklara katlandı. Bu yolda her şeyini harcamış, hâttâ evini bile satmıştır. Hazreti Ömer'in oğlu Abdullah'ın azâdlısı Nâfi, İbn-i Şihab ez-Zühri ve Said bin el-Müseyyib (radıyallâhü anhüm) gibi hocalarına; çok saygı ve gayret gösterirdi. Gene kendisi anlatır: ''Öğle vakti; Hazreti Nâfi'nin kapısına gidip, beklerdim. Çünkü, Hazreti Ömer'in ve oğlu Abdullah'ın, bütün ilimlerini biliyordu. Kapıda beklerken, sıcaktan ve güneşten korunacak bir gölge bulamazdım! Nâfi dışarı çıkınca, edeble selâm verirdim. Onu hiç, kırmamağa çalışarak: ''Acaba Abdullah bin Ömer; şu mes'elede nasıl düşünüyordu?'' diye sorardım. O da hemen, suâllerimi cevaplandırırdı. Hocası Ehl-i Beyt'ten Cafer-i Sâdık hazretlerini de şöyle anlatır: ''Hazreti Ca'fer, çok yumuşak ve güleryüzlü idi. Resûlullah Efendimiz anılınca; yüzü sararırdı! Onun meclisine, uzun zaman devam ettim.Her görüşümde ya namaz kılıyordu, ya oruçluydu veya Kur'ân-ı kerim okuyordu! O takvâ sâhibi, âbid ve zâhid âlimlerdendi. Yanına girdiğimde; yaslanmakta olduğu yastığı mutlaka, bana ikrâm ederdi. Abdestsiz olarak hiç hadis-i şerif rivâyet etmezdi!''

Mâliki Mezhebinin Kurucusu

Abdullah bin Zübeyr şöyle anlattı: ''Birgün İmâm Mâlik'le birlikte, Mescid-i Nebevi'ye gittik. Biri gelip, selâm verdikten sonra sordu: 'Ebu Abdullah Mâlik, hanginizdir!' Gösterdik! Boynuna sarılıp, alnından öptü ve: ''Rüyâda, Sevgili peygamberimizi, burada gördüm! ''Mâlik'i çağır'' buyurdular. Sen geldin. Titriyordun! ''Rahat ol, Yâ Ebû Abdullah! Otur ve göğsünü aç!'' emrini verdiler. Emri yerine getirdiği zaman, her tarafa güzel kokular yayıldı! dedi. Bu rüyâyı işiten, İmâm-ı Mâlik ağladı ve: ''Rüyânın tâbiri; ilimdir!'' diye yorumladı. İmâm Mâlik herhangi dini bir mese'lede, hüküm çıkarmak için; önce Kur'ân-ı Kerim'e bakardı. Bulamazsa, hâdis-i şeriflere! sonra, ümmetin icma'ına (ittifakına)! sonra da, kıyâs yolunu araştırır idi. Ayrıca o, Medine ehlinin ittifakını da; müstakil bir delil kabul ediyordu! Bu yolla çıkardığı hükümlere; rivâyet yolu veya (Hicâz âlimlerinin yolu) denir. Onun gösterdiği bu içtihâdlarla amel etmeye; Mâliki Mezhebi adı verilir. Gösterilen şekilde ibâdet ve amellerini (işlerini) yapanlara da, Mâliki denir. İslâm dininde inânç ve itikadda ayrılık yoktur! Bütün Müslümanlar, Resûlullah Efendimizin ve Eshâb-ı Kiramın inandığı şekilde, inanmaktadırlar. Bunlara, Ehl-i sünnet ve'l-Cemaat denir. Kısaca, sünni adını alırlar. Müçtehid âlimlerin içtihad etmelerine; Dinin sâhibi izin vermiştir. Kur'ân'da ve hadisde açıkça hükmü bildirilmeyen, bâzı günlük muameleler ve bâzı ibâdetlerinde; böylece Müslümanlara kolaylık sağlanmıştır. Dört hak mezhebin biri de, onun kurduğu Mâliki mezhebidir. Mâlikiler daha ziyâde,Kuzey Afrika'da yayılmıştır.Eskiden, Endülüs (İspanya) ve Hicâz'da da vardı.

Bizzat buyurdu ki: ''İlim, çok rivâyet etmek değildir. İlim, bir nûr'dur. Allahü teâlâ bu nûru, mü'min kullarının kalbine koyar!'' Müslümanlar sordular: ''Yâ İmâm! Kendisini medh'edenlere ne demeli?''

''Bir kimse kendini övmeğe başlarsa; değeri düşer!

''Minâfıkları nasıl anlarız?''

''Mescide gelen münâfıklar, kafesteki kuşlara benzer. Kafesin kapısı açıldı mı; uçarlar!''

Bir Bayram Günü

Bir, Bayram günüydü! Bayram namazını kıldıktan sonra Mâlik bin Enes, hocasını ziyârete gitti. ''Herhâlde bugün, boş vakti olur'' düşüncesiyle; İbn-i Şihab'ın kapısı önüne oturdu! Hocası orada birini farkedince, hizmetçisine: ''Kapıda kim var! Git, bak.'' dedi. O da gidip, baktı ve: ''Kumral yüzlü talebeniz var!'' cevabını verdi. ''Onu derhal, içeri al! buyurdu. Eve girdiği zaman, hocası yanına geldi ve: ''Bayramın mübârek olsun! Herhalde evine gitmeden, buraya geldin!'' deyince, cevâb verdi: ''Evet! Öyle oldu.

''Yemek yemedin, değil mi?'' diye sordu. Cevab vermesini beklemeden, sofranın hazırlanmasını emretti. O zaman Mâlik (Rahmetullâhi aleyh) edeble: Efendim! Yemeğe ihtiyâcım yok.'' diye konuştu. Hocası hayretle sordu: ''Öyleyse söyle bakalım; ne istiyorsun?''

''Bana, hadis-i şerif öğretmenizi.''

İbn-i Şinab hazretleri ferâhlayarak:''Yazı yazacak; sahifelerini çıkar!'' dedi. Sonra tam 40 tâne; hadis-i şerif rivâyet ederek, yazdırdı. Talebesi ricâ etti: ''Biraz daha, Efendim!'' İbn-i Şihab (Rahmetullâhi aleyh) buyurdu: Şimdilik, bu kadar yeter! Bunları ezberleyip, naklettiğin zaman sen de; 'muhaddis' olursun.'' Ayrıca 300 Tâbiinden, 600'de onların talebeleri olan 900 hocadan; hadis-i şerif öğrendi. Hazreti Ömer'in, HazretiOsman'ın, Hazreti Abdurrahman bin Avf'ın, Abdullah bin Ömer'in, Zeyd bin Sâbit'in (Radıyallâhü anhüm) fetvâlarını öğrendi. Resûlullah Efendimizi görüp, vahyin gelişini bizzat müşahede edenlerin rivâyetlerini dinleyip; bu bilgilerle beslendi. Âkaide dâir bütün ilimleri öğrenip; ''İçtihad'' derecesine yükseldi! Zamanın en büyük, âlimlerinden biri oldu. Bir hadis-i şerifte şöyle buyuruldu: ''Öyle bir zaman gelir ki! İnsanlar her tarafı ararlar; Medine'deki âlimden daha âlim, kimse bulamazlar! Süfyân, Nâfi, Zührü ittifakla demişlerdir ki: ''Medinedeki âlimden maksad; İmâm Mâlik'tir.''

Ders Meclisi

İmâm Mâlik derslerini, İmâm A'zam Ebû Hanife hazretleri gibi; mescidde verirdi! Bu husûsu soranlara, şöyle buyurdu: ''Her isteyen kimse, hadis-i şerif rivâyet etmek veya fetvâ vermek için mescide oturamaz! Böyle yapabilmesi için; ilim erbâbıyla ve mescidde itibarı olanlarla, istişâre etmesi gerekir. Eğer onlar kendisini, bu işe lâyık görürlerse; ancak o zaman oturup, ders veya fetvâ verebilir. sonra sözlerine, şunları ilâve etti: ''İlim sâhiblerinden 70 zât, ehil olduğuma şahidlik etmedikçe; bizzat mescide oturup ders ve fetvâ vermedim!'' Gerçekten onların şâhidliğinden sonra; sevgili peygamberimizin mescidinde (Mescid-i Nebevi) ders vermeğe başladı! Hazreti Ömer'in oturduğu yere oturur; Abdullah bin Mes'ud'un (Radıyallâhü anh) oturduğu evde bulunurdu! Böylece o büyüklerin yaşadığı çevrede, hayatını sürdürüyordu. Diğer âlimlerin bildirdiğine göre, İmâm Mâlik hazretleri, mescide gelir. Cemâatla 5 vakit namazı kılar ve cenâze namazlarında bulunurdu. Hasta olanları ziyâret edip, gerekli işlerini gördükten sonra; tekrar mescide gelip otururdu! İşte bu sırada talebeler ve ihtiyaç sahipleri etrafına toplanır; herkes alacağını alırdı. Hazreti İmâmın, iki türlü meclisi vardı: Birincisi, ders meclisi. İkincisi, fetvâ meclisi. Günlerinin bir kısmını; hadis-i şerif öğretmeye ayırırdı. İkinci kısmını da; fetvâ vermeye tahsis ederdi. Bir zaman sonra, rahatsızlandı. O zaman derslerini, evde vermeye mecbur kaldı. Hac mevsimi dışında Medineliler; her zaman onu ziyaret edip, müşküllerini hallederlerdi. Zamanla ziyaretçiler o kadar fazlalaştı ki, hepsini evi almazdı! Gelenlere sordurur, eğer fetvâ için gelmişlerse; yanlarına çıkıp mes'elelerini çözüverirdi. Yok eğer, hadis-i şerif öğrenmek için gelmişlerse önce gusleder, yeni elbiseler giyer sarığını sarar, güzel kokular sürünür! Sonra kendisi için hazırlanan kürsüye çıkar hadis-i şerif dersine huşû içinde başlardı! O mübârek hadisleri anlatırken; öd ağacı yakılır, ortalığı güzel kokular sarardı. Derslere gelenler çok olduğu için , kapıcı tutmuştu! O seslenir: ''Önce hicazlılar, buyursun!''derdi. Sonra, Şamlılar içeri alınır. Sonra da, Iraklılar davet edilirdi! Böylece hepsi bitindeye kadar, ders vermeye devam edilirdi. Gelenler arasında âlimler, âmirler, veliler eksik olmazdı.

Medine'nin En Büyük Âlimi

İmâm Mâlik 50 yıl ders veye fetvâ vermek suretiyle, Müslümanlara hizmet etti. Bu arada, çok kıymetli talebeler yetiştirdi. Öyle ki talebelerinin her biri; kendi memleketlerinin müracaat âlimleri oldular! Üstünlüğü tefsir, hadis ve fıkıh sahasında; tartışılmazdı! Tefsir ilminde; Garibü'l-Kur'an adlı eseri vardır. Hadis ilminde yazdığı Muvattâ adlı eseri; tam bir kaynak kitaptır! Hadis ilminde ''Hüccet'' olduğunda, ittifak vardır. Buyurmuştur ki: ''Ders gördüğüm hocalarımdan pek az kimse vardır ki; benden fetvâ almamış olsun!'' Bu sözü duyan, İmâm Yâfii dedi ki: ''Mâlik hazretlerinin bu sözü aslâ, öğünmek için değildir. Sâdece, Allahü teâlânın ni'metlerini bildirmek ve hamd içindir!'' İmâm Zerkâni de buyurdu ki: ''O, yükseklerin yükseğidir. Aklı kâmil, fadlı âşıkârdır. Resûlullah (Sallallâhü aleyhi ve sellem) Efendimizin, hadislerinin vârisidir! Bizzat kendisi, 100.000 hadis-i şerif yazdı. 17 yaşında, ders vermeye başladı. Derslerinde bulunanlar, hocalarının derslerindekilerden fazlaydı!'' Abdurrahman bin Enes (Radıyallâhü anh) buyurdu ki: ''Hadis-i şerif ilminde şimdi yeryüzünde, İmâm Mâlik'te daha emin kimse yoktur. Ondan akıllı kimse, görmedim!''

''Bundan nasıl emin olabilirsiniz?''

''Şöyle ki: Süfyân-ı Sevri, hadiste imâmdır; fakat, sünnette, imâm değildir! Evzâi sünnette imâmdır; fakat hadiste imâm değildir! İmâm Mâlik ise, hadiste, sünnette de imâmdır!'' İmâm Şâfii hazretleri buyurdu ki: ''Hadis-i şerif okunan yerde İmâm Mâlik; gökteki yıldız gibidir! İlm'i hıfz etmekte, anlamakta ve korumakla hiç kimse; Mâlik (Radıyallâhü anh) gibi olamadı. Allahü teâlâ ilminde bana hiç kimse, onun kadar emin değildir! Allahü teâlâ ile aramda hüccet, İmâm Mâliktir!'' Evzai (Radıyallâhü anh) onun adını işitince: ''O, âlimlerin âlimi. Medine'nin, en büyük âlimi ve Hicaz'ın müftisidir'' derdi. Ahmed bin Hanbel ise, onun: ''Süfyân-ı Sevri'den, Evzâi'den, Leys'ten de üstün olduğunu!'' bildirdi. İmâm Şâfii ve Ahmed bin Hanbel hazretlerinin, onun talebesi olduğunu söylemek büyüklüğünü göstermeğe kâfidir.

Halifeye Nasihat

Medine Vâlisi nedense ondan, bir içtihâdını değiştirmesini istedi! İmâm Mâlik, kabul etmedi. Vâli, tekrar tekrar istedi. O da sırf vâli istiyor diye; içtihâdından vazgeçmeyi doğru bulmadı. Nihâyet hırsını yenemeyen Vâli, onu kırbaçla cezalandırmaya başladı. Hazreti ;mâm, her kırbaç vuruluşunda: ''Yâ Rabbi! Onları affet. Çünkü onlar, bilmiyorlar!'' diyordu. Bir müddet vurulunca, düşüp bayıldı! Suyla ayılttıkları zaman: ''Şâhit olunuz! Ben hakkımı, kırbaç vuranlara helâl ettim!'' buyurdu. Kendini eziyet edenlere, bu derece merhâmetliydi. Olayı işiten Halife (Devlet başkanı), çok kızdı. Hemen Vâliyi cezâlandırmak için, İmâm Mâlik'ten izin istedi. O da buyurdu ki: ''Kat'iyyen olmaz! Ben, onu affettim.'' Bir âlim şu rüyâsını anlattı: ''Gece rüyâda, Resûlullah Efendimizi gördüm. Mescidde, ayakta duruyorlardı. İmâm Mâlik de yanındaydı! Sevgili peygamberimiz önündeki misk kabından avuç avuç misk alıyor ve Mâlik hazretlerine veriyordu. O da, mescidde bulunanlara dağıtıyordu!'' Sonra o âlim rüyâsını: ''İmâm Mâlik'in ilimdeki üstünlüğü ve sünnet-i seniyyeye bağlılığıyla'' yorumladı. Halife Hârun Reşid, bir def'a kendisine dedi ki: ''Yâ İmâm! Senin Muvattâ adlı kitabını ve diğer eserlerini çoğaltıp; bütün İslâm diyârlarına göndereceğim. Herkesin, bunlara uymasını ve senin mezhebinde olmasını emr'edeceğim!

O zaman Hazreti İmâm, şöyle cevap verdi: ''Yâ, Emire'l-Mü'minin! Hadis-i şerifte: ''Ümmetimin âlimlerinin ihtilâfı, rahmettir'' buyuruldu. Müslümanları bu rahmetten mahrûm etmeyiniz! Çünkü âlimlerin ihtilâfı; müslümanlar için rahmet (ve kolaylık) sağlar.'' Halife böylece, arzusundan vazgeçti. Sonra da, şu ricâda bulundu: ''Yâ İmâm! Acaba ricâ etsem! Hergün sarayı teşrif edip, benim çocuklara ders vermek lütfûnda bulunur musunuz?'' Hazreti İmâm tebessümle: ''Allahü teâlâ sizi aziz etsin! Siz şâyet ilmi, aziz ederseniz; aziz olursunuz. Zelil ederseniz; zelil olursunuz! Münâsibi odur ki; ilim bir kimsenin ayağına gitmez. Fakat tâlibleri; ilmin yanına gelirler!'' buyurdu. Halife özür diledi. Sonra da çocuklarını hergün; onun evine gönderip, ders aldırdı.

İmâm Mâlik bin Enes hazretleri 795 (179h) yılında Medine-i münevverede vefât eyledi. (Rahmetûllâhi aleyh)
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 



Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Bugün Tarih 11-22-2008


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517