Dewforum.İNFO  

Geri git   Dewforum.İNFO > Kadın > Kadınca > Çocuk ve kadın Sağlığı

Bedava üye ol - Şifremi Unuttum


 
 
Görüntüleme: 43 - Cevaplar: 0  
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 06-01-2008, 12:06 AM   #1 (permalink)
1.1
Yeni Üye

1.1 Şuan Çevrimdışı
Kayıt Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 102
Rep Gücü: 2 Rep Puanı: 2 Rep Derecesi: 1.1 will become famous soon enough
Standart Eyvah çocuğum bir 'indigo'




Eğer çocuğunuz normal çocuklar gibi davranmıyor, gün geçtikçe aranızdaki uçurum fazlalaşıyor, siz sinir küpü oluyorsanız ona bakışınızı değiştirin. Çünkü o henüz tanım konamayan “indigo” çocuklardan birisi olabilir. Çocukların yaramaz olması, söz dinlememesi yaygın ve kabul gören bir durumdur. Fakat düz duvara tırmanıyor, bir koltuktan diğerine uçarak gidiyor, yaşından önce konuşuyor, kendisine ‘çocuk’ muamelesi yapılmasına kızıyorsa hem aileler hem de doktorlar tarafından ‘hiperaktif’ olduğu varsayılır. Oysa ki aşırı yaramaz, yaşından beklenmeyecek kadar zeki ve ailesiyle kavga edecek kadar uyumsuz bir çocuksa o belki de bir ‘indigo’dur. Onlar bizim bildiğimiz tarzda çocuklar değil. Anne-babalardan çocuklarına geçerek nesilden nesile aktarılan klasik eğitim tarzını kesinlikle reddediyor. Kendi yöntemlerinizle bir şeyler yaptırmanız neredeyse imkansız. Saygı duymak ve görmek istiyor. Hiçbir zaman bebek muamelesi yapılmasından hoşlanmıyor. Çok küçük yaşlarda bile onlarla her şeyi konuşmanız gerekiyor. Duygusal sömürüye hiç gelemiyor. Onlar için her durum karşısında değişmeyen sevgi belirtileri çok önemli. Bakışları, olaylar karşısındaki duruşları çok net ve keskin. Algıları ve sezgileri yüksek. Enerjileri çok fazla. Uzmanların bir kısmı hiperaktif teşhisi koysa da hem kendileri hem de aileleri bunu kabul etmiyor.


Çünkü onlarda öğrenme problemi, dikkat eksikliği görülmüyor. Herhangi bir bilgiyi öğrenmesi için yapmanız gereken tek şey; mantıklı açıklamalarla bunun gerekliliğini anlatmak. İndigo çocukları araştıran kişilere göre de bırakın öğrenme bozukluğunu 21. yüzyılın kurtarıcısı olabilme potansiyeline sahipler. Sosyal ilişkileri ise güçlü.

Nereden çıktı bu indigolar?

İlk olarak 1982 yılında Nancy Ann Tappe “Yaşamınızı Renk Yoluyla Anlama” kitabında indigo kavramından bahsetti. Çocukların davranış kalıpları ilk kez bu kitapta tanımlandı. Doğruluğu ise yaşayan birçok kişi tarafından onaylandı. Bu kitap sayesinde “indigo çocuk” kavramı gündeme alındı. 1986 yılında da danışman ve konuşmacı Lee Carroll ve Jan Tober ‘İndigo Child-The New Kids Have Arrived’ isimli kitaplarında bu çocukları anlattı. Kitabı yazma nedenlerini ise şöyle açıklıyorlar: “Biz anne-babalardan yeni bir sorun türünü işitmeye başlamıştık. Zor ve garip yapıdaydılar. Onlar yetişkin ve çocuk rollerinde beklenmedik davranışlar gösteriyor ve kendi kuşağımızın deneyimlerine aykırı bir yer değiştirmeyi temsil ediyordu. Aynı şeyi uzmanlar da kendi aralarında konuşmaya başlamıştı. Sorunlu anne-babalar artık ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Bu çocukları incelemeye aldık. Çünkü anlaşılmaya ihtiyaçları vardı. Anlaşıldıkları takdirde de geleceğin en etkili bireyleri olacaklardı.”

İndigo çocuklar hakkında birbirine benzeyen değişik tanımlamalar var. Genel ve kesin bir tanımlama getirilemiyor. Çünkü, tıp dünyası bu çocukların var olduğunu kabul etmiyor. Bu tarz çocuklar için tek bir tanımlama var. O da hiperaktif. Fakat, indigo çocuklara sahip ailelerin çocukları hiperaktiflikten uzak.

Anormal olan onlar değil, bizleriz

Tanımlar arasında farklılıklar olsa da genel anlamda indigo çocuk; “bir dizi olağandışı psikolojik nitelik sergileyen, daha önce belgelenmemiş bir davranış biçimi gösterip özel davranış şekilleriyle muamele gerektiren ve klasik eğitim düzenini yıkmayı amaçladıklarına inanılan çocuklar” olarak tanımlanıyor.

Bebeğim Kreş’in 18 yıldır sahibi ve yöneticisi Ayla Özaygen de bir indigo çocuk annesi. Bu kavramı Türkiye’de ilk olarak gündeme getiren kişilerin başında geliyor. Kreşte bulunan çocukların bir çoğu da ingido çocuklardan oluşuyor. Özaygen, indigo çocukların bir yere kadar anlatılabiliceğini düşünüyor. İndigo çocukları araştırma nedenini de şöyle açıklıyor: “18 yıldır çocuklarla birlikteyim. Bir şeylerin iyi gitmediğini, yetmediğimi düşünüyordum. Bazılarının çok daha farklı olduğunu anlıyordum. Onların keskin tavırlarını çözemiyordum. Kroyon dizisini okudukça çocukları biraz daha çözümlemeye başladım. Anormal olan onlar değil, biziz demeye başladım.”

Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Sema Özörnek’in 2,5 yaşındaki oğlu Deniz, bir indigo. Özörnek, mesleği itibariyle birçok çocukla içiçe. Dolayısıyla Deniz’in farkını anlaması kolay olmuş. Özörnek, anne-babaların kendi aile sorunları yoksa ve ruhen rahatlarsa çocuklarının davranışlarını daha kolay analiz edebileceklerine dikkat çekiyor. “Daha 2 yaşındayken beni yönlendirmeye başladı. Konuşamıyordu, ama neyi nasıl istediğini anlatıyordu. Evde istediği düzenin nasıl olduğunu öğretiyordu. Eşyalarının kendi isteği dışında konmasına itiraz ediyordu.” diyor.

Ekonomist Yasemin Pınar Aktürk’ün kızı İlayda da 2,5 yaşında. Dokuzuncu aydan beri konuşuyor, yürüyor. Annesine göre yetişkin olarak yapması gereken her şeyi yapabiliyor. Büyük insanlar gibi olayları iyi ve net tanımlayabiliyor. Doğru kelimeleri doğru zamanlarda kullanıyor. Birçok indigo gibi onu ikna etmek çok zor ve yapacağınız her eylemin mantıklı bir nedenini sunmak zorundasınız. Yaşıtlarına göre fazlasıyla hareketli. Bir türlü öğle uykusuna yatırılamayan İlayda annesinin “Öğle vaktinde uyuman gerekiyor. Çünkü, senin büyümeni sağlayacak büyüme hormonu ancak bu şekilde görevini yerine getirebiliyor. Büyümek istiyorsan uyuman gerekir.” açıklamasından sonra uyumaya başlıyor.

İndigolar kişisel konforu bozuyor

Yasemin Pınar Aktürk, kızı İlayda sayesinde hayata bakış açısının değiştiği görüşünde; “İlayda’ya anlamsız, sizin bile tanımlayamayacağınız şeyleri kesinlikle söylememeniz, ağzınızdan çıkan her şeyin nedenini nasılını anlatmanız gerekiyor. Doğduğu andan itibaren böyleydi. Poposu pişikken altını değiştirmek istediğimde hiçbir açıklama yapmadan temizlemeye çalışırsam bağırıyor, engelleyici hareketler yapıyordu. Onun altını neden temizleyip krem sürmem gerektiğini anlattığımda sesini bile çıkarmıyordu.”

Burak Akkurt 18 yaşında ve lise son sınıf öğrencisi. “Keyifli Yaşam” isimli danışmanlık merkezinin ortaklarından ve reiki dersleri veriyor. Ayrıca indigo çocuklara da danışmanlık yapıyor. Onların problemlerine yardımcı olmaya çalışıyor. Çünkü, kendisi de bir indigo. Akkurt’a göre indigo çocuklar zor ve farklılar... Duygu sömürüsüne boyun eğmeyen, bilinen eğitim sistemini değiştirmeye gelen karakterist kişiler. Hatta alışılagelmiş, üstünde düşünülmeyen şeyleri düşündürerek insanların kişisel konforunu bozmaya çalışanlar olarak da tanımlanabilir.

Burak Akkurt da tüm indigolar gibi alışılagelmiş çocuk hallerinin dışındaymış. Daha 8 aylıkken konuşup yürümeye başlamış. Altı yaşındayken kendisinin bir indigo olduğunu öğrenmiş. Annesi kendisini tanımlamaya, anlamaya çalıştığı için büyük çapta problem yaşamamış. Burak’ın en katlanamadığı şey anlamsız kurallar ve klasik eğitim sistemi. Öğretmeni, öğretmeye çalıştığı şeylerin nedenini anlattığı sürece başarılı bir öğrenci olmuş. Aksi durumda ise öğrenememiş.

Şimdi üniversite sınavlarına hazırlanıyor ve psikoloji okumak istiyor. İlkokuldayken başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor: “Matemetik derslerini hiç sevmezdim. Bana anlamsız gelirdi, kavramlar, formüller... Neden öğrenmem gerektiğini de öğretmenim anlatamıyordu, yapamıyordum. Sonra öğretmenim matematik dersinin beynimi, düşünme gücümü kuvvetlendirdiğini örneklerle açıkladı. O yıl okulda matematik birincisi oldum.”

Başka bir indigo da Larzan Aras’ın ilkokul dördüncü sınıfta okuyan oğlu Tuna. Tuna ilkokula başlayana kadar hiç konuşmamış. Bunun için Tuna’yla yaşamak Larzan Aras’a sıkıntılı günler getirmiş. Fakat Tuna, 2.5 yaşında iken onun bir indigo olma ihtimalini öğrenmiş. Tuna’yı annesi şu cümlelerle tanımlıyor: “Sınır çizilmesini istemeyen, saygı duymayı seven ve saygı bekleyen, karşı tarafın bir zayıflığını hissederse bunu sonuna kadar kullanan, asla zevzekleşmeyen, ciddiyetini hep koruyan, ona düzgün davranıldığında düzgün karşılık veren bir çocuk.”

Bir indigoya nasıl davranılmalı?

İndigolar, davranışları, duruşları, tepkileri ve duygularıyla sıradan çocuklardan farklı. Bu farklılık da ister istemez onlara karşı farklı muameleyi gerektiriyor. Eğer onları çözümleyip bir indigo olduğunu anlayabilir ve doğru davranabilirseniz sorunsuz; hatta mükemmel bir çocuğunuz olduğunu düşünmemek elde değil. Fakat, onu anlayamıyorsanız ya da gerekli değişimi yaşayamadıysanız sonu doktorda biten ve muhtemelen hiperaktif teşhisi konulacak bir çocuğa sahipsiniz demektir. Bundan dolayı indigolara karşı duruşunuz önemli.

Kreşte indigo çocuklara yardımcı olan Ayla Özaygen, bir indigoya karşı kesinlikle dürüst olmanız, eğer bir durum karşısında korkuyorsanız bunu ifade etmeniz ve birlikte hareket etmeyi istemeniz gerektiğini vurgulayarak, “Kendi nefsinizin arzusuyla davranış sergilerseniz bu size döner. Ama gerçekten onu düşünüyorsanız bunu hisseder. Asla şımartma seviyesinde olmamalı. Öyle bir şımarır ki bununla baş edemezsiniz.” diye anlatıyor.

İşletme mezunu Nergiz Özcan da bir indigo çocuk annesi... Oğlu Bartu 2,5 yaşında iken indigo kavramıyla tanışmış. Bartu şimdi 7,5 yaşında... Çok zor günler geçirdiğini söyleyen Nergiz Hanım, “2,5 yaşına kadar çok agresifti. Ben klasik yöntemlerle inatlaşarak üstüne gittikçe o, daha da çekilmez oluyordu. Çok zor günler geçirdim. Sonra doğru davranmayı öğrendikten sonra olumlu tepkiler vermeye başladı” diyor. Nergiz Özcan’a göre, indigolara kesinlikle emir verilmemeli, sorunlar karşısında alternatifli çözümler sunulmalı, yetişkin bir birey kabul edilip hakları gözetilmeli, tabiri yerindeyse adam yerine konmalı.

Doktorlara göre indigo çocuk yok

Dr. Sema Özörnek, klasik yöntemlerin indigo için uygun olmadığının altını çizerek “Hangi çocuk ‘ayıp’ kavramını bilir? Bir indigoya bunu öyle yapma ayıp derseniz dünyayı başınıza yıkar. Mantıklı açıklamaları her zaman kabul eder; ama tek başına bir ‘hayır’ı kesinlikle kabul etmez. Yoksa bu çocuk sorunlu, baş edemiyorum demeye başlarsınız.” diye anlatıyor.

İndigo çocuklar başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde bir hastalık tanısı konulmasa da kabul ediliyor, biliniyor, araştırmalar yapılıyor. Birçok doktor da hiperaktiflikten farklı bir tanımı olduğunu biliyor. Bu tarz çocuklar için özel eğitim programları yapılıyor. Türkiye’de ise durum daha farklı. Uzmanlar indigo çocukları kabul etmiyor. Bu tip çocuklar aslında sorunlu varlıklar değil. Fakat doğru davranılmadığı takdirde sorunlu hale geliyor; çoğunlukla da DES (Dikkat eksikliği) ya da DEHS (Dikkat eksikliği-hiperaktif) tanısı konuluyor. Aşırı huysuzluk ve uyumsuzluk gösterdiği için de ritalin adı verilen uyuşturucu ilaçlar veriliyor. Ritalin ise, çocuğu daha sakin, olgun ve dengeli yapıyor ama gerçekten büyümeyi ve ona eşlik eden bilgeliği erteliyor.

Nöropsikiyatri Merkezi doktorlarından Prof. Dr. Nevzat Tarhan, bir uzman olarak indigo çocukların bilimsel olarak kabul edilmediğini söylüyor. İndigo çocukları hiperaktif çocuklara verilen yeni bir isim ve tıp karşıtı bir hareket olarak nitelendiriyor. İndigo çocukların hiperaktif çocuklardan farklı olarak öğrenme bozukluğu ve dikkat eksikliği yaşamadığını söylediğimizde ise durumu şöyle açıklıyor: “Aslında bu çocuklar da hiperaktif. Tek farkları çok zekiler ve yüksek zekaları sayesinde hiperaktif olduklarını gizliyorlar. Bunlar, özel olarak eğitilmesi gereken çocuklar. Belirli davranış kalıplarına uyuyor diye bir çocuğa indigo denemez. Bir çocuğa hiperaktif teşhisi koyabilmek için onlarca testten geçiriyoruz. Bilim bu kadar basite indirgenmemeli.”

Dr. Sema Özörnek de bir doktor olmasına karşın indigoyu kabul ediyor ve hiperaktiflikle karıştırılmaması gerektiği üzerinde duruyor: “Hiperaktiflik çocuğun haraketliliği olarak tanımlanıyor. Oysa çocuk tabii ki haraketli ve enerjik olacak. Hiperaktiflerde en büyük belirti öğrenme bozukluğu olmasıdır. Çocuğun dikkatini toparlayıp bir şey anlatmak zordur. Sadece oyuna konsantre olurlar. İndigo olan hareketli çocuklara hiperaktif tanısı konuyor, sonra da ilaçlarla uyuşturuluyor.”

Özörnek, bir indigo çocuğun hiperaktif olabileceğini, hiperaktif bir çocuğun da indigo olabileceğini söylüyor. Çünkü hiperaktiflik bir rahatsızlık ve indigoyu yanlış davranışlarla hiperaktif boyutuna getirmek hiç de zor değil. Nevzat Tarhan, indigo kavramının son zamanlarda yaygınlaşıyor olmasından rahatsız. Çünkü bu çocukların anne-babaları çocuklarının indigo olduğunu kabul edip uzman desteği alması gerektiği halde almıyor. İndigo kavramını kişilerin büyüttüğünü, her anne-babanın çocuğunun zeki olduğunu söylemek istediğini, çocuğunun toplum içinde farklı ve özel algılanmasının hoşlarına gittiğini söylüyor.

İndigonun farkı bellidir

Bebeğim Kreş’den Ayla Özaygen de çocukları indigo olduğu halde ilaç tedavisi uygulatan kişileri eleştiriyor. İndigoları eğer sürünün bir parçası yapamadılarsa ilaçlarla sürünün içine dahil etmeye çalıştıklarını savunuyor. “Her indigo hiperaktif değil, her hiperaktif de indigo değildir.” diyor ve ekliyor: “Anlayabilene indigonun farkı çok bellidir. Onlar küçük yaşlardan itibaren çok kişiliklidir. Anlaşılması bazen zor olabiliyor. Bunun nedeni bizim, kalıplarla onlara bakıyor olmamızdan kaynaklanıyor. Onları anladığınız sürece onlarla yaşamak kolay.”

Üstün zekaları çevrelerindeki her şeyi sorgulamayı, mantık süzgecinden geçirmeyi doğdukları andan itibaren prensip edinen indigoları tanımlarken sıkça vurgulanan konulardan biri de yirmibirinci yüzyılı indigo çocukların kurtaracağı. Ayla Özergen’e göre indigoların zekaları çok üstün demek yalnış. Belirli bir kriter yok. Ama duygusal zekalarının çok güçlü olduğu söylenebilir. Algılama yetenekleri bizden farklı. Duygularını devreye sokmadıkları için de algıları fazla. Çabuk öğreniyorlar, olaylar karşısındaki çözümleri, tavırları kısa ve öz. Bunlar istediği her şeyi yapabilen çocuklar.

İndigo; bir davranış kalıbına veriler tepkiler. Onlarla yaşadığınız müddetçe sizi ve yaşantınızı yükseltiyor. Buna izin verirseniz sorun da kalmıyor. Ama klasik yöntemlerle onun karşısında durmaya çalışıyorsanız o zaman sorunlar başlıyor. Her iki taraf da birbirinden memnun kalmıyor.
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla  
 
önceki Konu | sonraki Konu


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
1- RaiseEvent 2- Redim 3- Rem 4- Reset 5- Resume 6- RmDir 7- Rset 8- SavePicture 9- S єℓєѕѕα_єℓєηѕαя visual basic 0 05-19-2008 07:12 PM
Canlilarin Bİlİnmeyen YÖnlerİ єℓєѕѕα_єℓєηѕαя Biyoloji 0 05-15-2008 08:19 PM
Avrupa Birliği Kurtarici Diğer Konular 0 05-09-2008 01:22 AM
Bulanık Mantığın Tarihçesi Kurtarici Bilgisayar 0 05-09-2008 01:11 AM
Mevlana ve Etlikmek Diyarı Konya DeliTurK Konya 2 04-19-2008 10:44 PM


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 07:45 AM .


Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.1.0
Forum program Divx haber youtube

Nokia

Oyun

Program Download Merkezi

Divx-Mp4

Message Boards and Forums Directory

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13]

[1] [2] [3] [4] [5] [6] [7] [8] [9] [10] [11] [12] [13] [14] [15] [16]


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 337 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 356 357 358 359 360 361 362 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 405 406 407 408 409 410 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 447 448 449 450 451 452 453 454 455 456 457 458 459 460 461 462 463 464 465 466 467 468 469 470 471 472 473 474 475 476 477 478 479 480 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 493 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 508 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524